Makaleler

Daha fazla bilgi için,
lütfen bizimle iletişime geçin


LL.M., Ortak Avukat

Rekabet Kurumu Tarafından Yayımlanan "Türkiye Hızlı Tüketim Malları Perakendeciliği Sektör İncelemesi Nihai Raporu"na Genel Bir Bakış

* Av. Sibel ÖZTÜRK, LL.M. 

Hızlı Tüketim Malları (HTM) perakendeciliği, tedarikçiler tarafından sağlanan hızlı tüketime konu nihai ürünlerin çeşitli yollar ile son kullanıcı olan tüketicilere ulaştırılmasını sağlayan faaliyetlerin bütününü ifade etmektedir.[1]

HTM perakendeciliği, sağladığı istihdam olanakları ve ekonomiye yaptığı doğrudan ve dolaylı katkılar sebebiyle Türkiye’de ve dünyada hizmet sektörünün en önemli kollarından birini teşkil etmektedir. Öte yandan tedarik zincirinin her aşamasında oluşturduğu katma değer ile lojistik, enerji, finans, e-ticaret gibi pek çok sektörler etkileşime geçmekte ve çeşitli iş birimlerini de desteklemektedir. 

Modern kanal olarak da nitelendirilen organize perakende pazarı, süpermarketleri, hipermarketleri ve indirim marketlerini kapsamına almaktadır. Geleneksel kanalı ise bakkal, kasap, benzin istasyonu marketi, kuruyemişçi, manav, büfe, eczane ve parfümeriler teşkil etmektedir. 

Hızlı tüketim malları perakendeciliği sektörü, yapısı ve ekonomideki kilit rolü sebebiyle Rekabet Kurumu’nun odağındaki önemli alanlardan birini oluşturmaktadır. Bu çerçevede sektöre ilişkin gerçekleştirilen ilk inceleme, Türkiye HTM Perakendeciliği Sektör İncelemesi Nihai Raporu adıyla 2012 yılında yayımlanmıştır. Pek çok inceleme ve araştırmada, söz konusu Rapor’dan istifade edilmekle birlikte, HTM perakendeciliği pazarında yaşanan yapısal değişimler ve önümüzdeki dönemdeki olası devralmalar dikkate alındığında HTM perakendeciliği sektörüne yönelik yeni bir sektör raporunun hazırlanmasının yerinde olacağı düşüncesiyle Rekabet Kurulu, 16.02.2017 tarih ve 17-07/73-M sayılı kararı ile HTM perakendeciliğine yönelik yeni bir sektör incelemesi yapılmasına karar vermiştir.

Bu bağlamda tanzim edilen ve Rekabet Kurumu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan Aralık 2022 tarihli Türkiye HTM Perakendeciliği Sektör İncelemesi Nihai Raporu kapsamında; hızlı tüketim malları perakendeciliği sektörünün genel yapısı ve işleyişi, sektördeki dijitalleşme ve rekabet analizlerinde dijitalleşme etkisi, Rekabet hukuku bakımından hızlı tüketim malları perakendeciliğinde ilgili pazar tanımları, sektöre ilişkin geçmiş tarihli Rekabet Kurulu kararları,  birleşme ve devralma bildirim eşiklerinin perakende sektörü bakımından değerlendirilmesi ve bu kapsamda söz konusu bildirim eşiklerinin bu sektör özelinde düşürülmesine gerek olup olmadığı; HTM perakendeciliği sektöründe yoğunlaşmanın artıyor oluşu ürünlerin üretildiği, paketlendiği ve tedarik edildiği pazarları da etkilediğinden, perakende pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin tedarik piyasasındaki alım güçlerinin sektördeki etkileri, alıcı gücünün kötüye kullanılmasının rekabet üzerindeki etkileri ve alıcı gücünün kötüye kullanılma olasılığının ortadan kaldırılması için yapılabilecek düzenlemeler ile ilgili çözüm önerileri, HTM perakendeciliğinde sektörün rekabetçi yapısına olumsuz etki edebilecek haksız ticari uygulamalar, tüketicilerin yanıltılmasına neden olabilecek uygulamalar, özel gramajlı ürün üretilmesi ve yeni mağaza açılışlarının nüfus kriterine bağlanması ile ilgili değerlendirmeler yer almaktadır.  

Raporda yer verildiği üzere, Rekabet Kurulu tarafından HTM Perakendeciliği sektörüne yönelik alınan yakın tarihli bir karar olarak, 28.10.2021 tarih ve 21-53/747-360 sayılı Zincir Marketler Kararı’nda; 29 teşebbüsün ve bir teşebbüs birliğinin taraf olduğu soruşturmada, Covid-19 salgını sürecinde, perakende gıda ve temizlik ürünleri ticareti ile iştigal eden zincir marketler ile bunların tedarikçileri konumunda olan üretici ve toptancı seviyesindeki teşebbüslerin fiyatlama davranışları incelenmiştir. 

Yapılan tüm inceleme ve değerlendirmeler neticesinde Rekabet Kurulu, “A101, BİM, Carrefoursa, Migros ve ŞOK arasında doğrudan veya ortak tedarikçiler aracılığıyla, dolaylı temaslar yoluyla fiyatların ve fiyat geçişlerinin koordinasyonunun sağlandığı; yine doğrudan veya ortak tedarikçiler aracılığıyla geleceğe dönük fiyatlar, fiyat geçiş tarihleri, dönemsel aktiviteler ve kampanyalar gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşıldığı; fiyat indirimine giden veya pazar genelinde fiyatların arttığı dönemde henüz fiyat artışı yapmayan teşebbüslerin fiyatlarına tedarikçiler aracılığıyla müdahale edilmek suretiyle söz konusu fiyatların tüketiciler aleyhine yükseltilmesinin sağlandığı; rakip fiyatlarının yükselmemesi halinde ürün ve/veya bölge özelinde hızla hayata geçirilen fiyat indirimleri ve/veya tedarikçiye iade faturası kesmek gibi cezalandırma stratejileri yoluyla teşebbüsler arasındaki danışıklılığa uyumun sürekli olarak gözetildiği; böylelikle adı geçen teşebbüslerin satışa sundukları pek çok ürünün perakende satış fiyatlarının tespiti amacına sahip, topla-dağıt (hub and spoke) özelliği de sergileyen kartel niteliğindeki anlaşma veya uyumlu eylemler yoluyla, anılan teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiklerine, tedarikçilerden Savola Gıda ve San. Tic. AŞ’nin de kendi ürünleri bakımından söz konusu perakendeciler arasında raf fiyatları ve fiyat geçişleri konusunda danışıklılığın/koordinasyonun sağlanması ve bu danışıklılığın sürdürülmesi, yine bu çerçevede perakendecilerin geleceğe dönük fiyatları ve fiyat geçiş tarihleri gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımına aracılık etmesi yönüyle açıkça perakende satış fiyatlarının tespiti amacına sahip topla-dağıt (hub and spoke) kartel görünümünde ortaya çıkan anlaşmalar veya uyumlu eylemler yoluyla 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğine ve bu ihlal nedeniyle perakendeciler ile birlikte ve eşit derecede sorumlu olduğuna, ayrıca, Savola’nın perakende seviyesinde faaliyet gösteren teşebbüslerin yeniden satış fiyatlarını belirlemek suretiyle de 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğine, soruşturma tarafı diğer teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun’un ihlal ettiğine yönelik bulguya ulaşılamadığına” karar vermiştir. 

Türkiye’de, organize hızlı tüketim malları perakendeciliği sektörünün gelişimini süratle sürdürdüğü ve sektörde pazarın yoğunlaşma seviyesinin hızlı şekilde arttığı göz önüne alındığında ve bu yoğunlaşma, ürünlerin üretildiği, paketlendiği ve tedarik edildiği pazarlarını da şekillendirmeye başladığından; alıcı gücünün artması ile perakendecilerin tedarikçiler üzerinde haksız ticari uygulamalarda bulunduğu iddiaları önümüzdeki dönemde sıklıkla gündeme gelebilecek olup  alıcı gücünün kötüye kullanılmasının engellenmesi gerekliliği bulunmaktadır. 

Bu hususa ilişkin olarak Hızlı Tüketim Malları Perakendeciliği Sektör İncelemesine İlişkin Nihai Rapor’da şu değerlendirme ve sonuçlara yer verilmiştir:

* Sektörde yaşanan yoğunlaşma, yavaş ilerleyen ve fark edilmeyen devralmalar yoluyla değil, yeni mağaza açılışları ile gerçekleştiğinden, perakende sektörüne özel olarak birleşme ve devralma bildirim eşiklerinin düşürülmesine gerek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

* Alıcı gücünün kötüye kullanılması küçük ve orta ölçekli tedarikçilerin faaliyetlerini zorlaştırarak, bu teşebbüslerin rekabetçi güçlerini zayıflatabileceğinden bu sonucu doğurabilecek uygulamaların engellenmesinin şart olduğu anlaşılmıştır. Zira teşebbüslerin alıcı güçlerini kötüye kullanmamasının garanti altına alınması, perakendeciler arasındaki rekabete de olumlu yansıyarak, başta fiyatların düşmesi olmak üzere HTM perakendeciliği sektöründe rekabetten beklenen faydaların kazanılmasında önemli bir rol oynayabilecek, pazarın rekabetçi yapısına olumlu bir şekilde katkı sağlayabilecektir.

* Alıcı gücünün kötüye kullanılmasının engellenmesi amacıyla Avrupa Komisyonu tarafından 2019 yılında yürürlüğe konulan Haksız Ticari Uygulamalar Direktifi’ne benzer düzenlemelerin ülkemizde de hayata geçirilmesinin gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. 

* Bu bağlamda, bozulabilir tarımsal ürünler ve gıda ürünleri bakımından 30 günü aşan ödeme vadelerinin, diğer tarımsal ürünler ve gıda ürünleri bakımından 60 günü aşan ödeme vadelerinin, bozulabilir gıdalarda kısa sürede yapılan iptal bildirimlerinin, alıcının tek taraflı sözleşme değişikliklerinin, işlemle ilgili olmayan ödeme taleplerinin, kayıp ve bozuk mal riskinin tedarikçiye transferinin, tedarikçinin talebine rağmen alıcı tarafından tedarik sözleşmesine yazılı onay verilmemesinin, ticari sırların alıcı tarafından kötüye kullanılmasının, alıcı tarafından yapılan ticari misillemelerin, tüketici şikâyetlerinin incelenmesi maliyetinin tedarikçiye aktarılmasının yasaklanması gerektiği düşünülmektedir.

* Satılmayan ürünlerin iadesinin, listeleme, raf ve stok bedellerini tedarikçinin ödemesinin, promosyon için tedarikçinin ödeme yapmasının, pazarlama için tedarikçinin ödeme yapmasının, reklam için tedarikçinin ödeme yapmasının, alıcının tedarikçinin ürünlerini satmak için kullanılan alanlara yerleştirilmesi için tedarikçiden personel ücreti almasının
ise yasaklanmasına veya bu hususlarda perakendecilerce ücret talep edilebilmesinin ancak taraflar arasında yapılan sözleşmelerde konuya ilişkin açık bir düzenleme bulunması halinde söz konusu olabileceğine yönelik düzenleme yapılmasına ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir.

* Belirtilen düzenlemelerin etkin ve sürekli şekilde uygulanabilmesini teminen düzenlemelerin takip ve denetimi için bağımsız bir birimin tesis edilmesi, söz konusu birimin; göreve özgü yapılandırılması, şikayet veya resen inceleme yapma yetkilerini haiz olması, ilgili birimin haksız ticari uygulamaların gizli yürütülme olasılığı dikkate alınarak habersiz inceleme yapma yetkisinin olması, birimin; bilgi isteme, para cezası tesis etme, ihlali doğrudan sonlandırma gibi yetkilerle donatılmasının gerektiği,  İdari para cezalarına ilişkin olarak haksız ticari uygulamaların önlenmesine yönelik olarak tesis edilecek para cezalarının caydırıcı nitelikte olması, ihlal sonlandırılana kadar süreli olarak işleyebilmesi, caydırıcılığın sağlanması için idari para cezasının teşebbüs cirosu üzerinden tesis edilmesi ve tekerrür halinde cezada artırım olanağının bulunması gerektiği düşünülmektedir.

* Öte yandan yapılacak düzenlemede, ekonomik bütünlük ilkesinin yer alması, olası ihtilafların çözümü için; uzlaşma, arabuluculuk ve tahkim gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuru imkanlarının bir dava şartı olarak belirlenmemesi, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurulmasının ilgili birim nezdindeki şikâyet hakkına halel getirmemesine yönelik düzenlemelerin hayata geçirilmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir. 

* Perakendeciler tarafından tek taraflı bir kararla uygulanan ve sektörde “fark faturası” olarak bilinen uygulamaların yasaklanmasına veya düzenlemesine yönelik hükümlerin “haksız ticari uygulamalar” kapsamında değerlendirilebileceği belirtilmektedir. 

* Zincir marketlerin yeni mağaza açılış izinlerinin nüfus kriterine bağlanmasının rekabet karşıtı bazı etkilerinin olabileceği, bu nedenle söz konusu düzenlemenin hayata geçmemesinin yerinde olacağı bununla birlikte, mağaza açılışlarına yönelik olarak, belirlenecek bir mesafe çapında aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan perakendecilerin ikinci bir şube açmalarının yasaklanabileceği ve yine bu teşebbüslerin aynı çap içerisinde bir devralma işlemi yapmasının engellenebileceği değerlendirilmektedir.

* Sektörün rekabetçi yapısına zarar verebilecek/tüketicilerin yanıltılmasına neden olabilecek uygulamalar bakımından ise, örneğin indirimle ilgili olarak, indirimli olacağının duyurulduğu süre boyunca ürünün mağazada bulunması ve bu süre boyunca ürünün duyurulan indirimli fiyattan satılmasının sağlanması gerektiği yönünde düzenlemeler yapılmasının hem tüketicinin hem de rekabetin korunması adına fayda sağlayacağı değerlendirilmektedir.

* Ayrıca, tedarikçilerin tek bir zincir market için özel gramajlı ürün üretmesine yönelik olarak yapılan anlaşmaların engellenmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Nitekim Münhasır olarak yapılan bu anlaşmaların, rekabeti olumsuz yönde etkileme ihtimali olduğu gibi bu anlaşmalar tüketicilerde de çeşitli yanılsamalara yol açabilmektedir.

* Bir dikey anlaşmanın grup muafiyetinden faydalanıp faydalanmadığının incelenmesinde, alıcı gücünün kötüye kullanılmasının gerçek anlamda önlenebilmesini teminen, perakendecilerin alıcı gücünün artması sebebiyle alıcı pazar payı eşiğinin mevzuata eklenebileceği düşünülmektedir.

* Literatürde Çin Seddi uygulaması olarak bilinen, teşebbüslerin ilgili satın alma birimleri arasındaki iletişim kanallarının ayrıştırılması uygulaması bakımından ise teşebbüslerin ilgili satın alma birimleri arasındaki iletişim kanallarının baştan ayrıştırılmasından ziyade, olay bazlı değerlendirmelerin daha sağlıklı sonuçlara ulaştıracağı düşünülmektedir.

* Son olarak, HTM perakendeciliği sektöründeki dijitalleşmenin, rekabetçi dinamiklere ve rakiplik dengelerine olan etkilerinin hem ilgili ürün pazarlarının ve ilgili coğrafi pazarların tespitinde hem de rekabet analizlerinde dikkate alınması ve buna ilişkin değerlendirmelerin her bir somut olayın kendine özgü şartları altında yapılması gerekmektedir.

Rekabet Kurumu, Türki̇ye HTM Perakendeciliği Sektör İncelemesi Nihai Raporu’na ulaşmak için;

https://www.rekabet.gov.tr/Dosya/htm-sektor-nihai-raporu.pdf

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

[1] Rekabet Kurumu, Türkiye HTM Perakendeciliği Sektör İncelemesi Nihai Raporu, Ankara, Aralık 2022. https://www.rekabet.gov.tr/Dosya/htm-sektor-nihai-raporu.pdf.