Av. Sibel ÖZTÜRK, LL.M.
Rekabet Kurulunun 10.06.2026 tarihli ve 26-21/637-255 sayılı kararı, çimento sektöründe faaliyet gösteren teşebbüslerin iş gücü piyasasına yönelik uygulamalarının 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) 4. maddesi kapsamında incelendiği bir önaraştırmaya ilişkindir. Kararda; Baştaş, Bursa Çimento, Çimentaş, Çimsa, Ferçim, Göltaş, Limak, Medcem, Votorantim ve Yurtçim’in beyaz yakalı çalışanlarına uygulanacak zam oranlarına ilişkin bilgi değişiminde bulunmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmedikleri incelenmiştir.
Önaraştırmanın çıkış noktasını, başka bir soruşturma kapsamında gerçekleştirilen yerinde incelemede elde edilen ve rakip teşebbüslerin geleceğe yönelik ücret artışlarına ilişkin bilgiler içeren bir şirket içi yazışma oluşturmuştur. Söz konusu yazışmanın doğurduğu şüphe üzerine başlatılan incelemede; bilgilerin kaynağı, yazışmada yer alan ücret artışlarının gerçekleşen uygulamalarla ne ölçüde örtüştüğü, teşebbüslerin daha geniş dönemdeki ücret politikaları ve sektördeki çalışan hareketliliği değerlendirilmiştir. Neticede, önaraştırma tarafı teşebbüslerin iş gücü piyasasına yönelik uygulamalarının rekabet hukukuna aykırılık teşkil etmediği sonucuna ulaşılmış ve 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmamasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
Karar, özellikle rakiplere ilişkin geleceğe dönük ücret bilgilerinin yer aldığı bir şirket içi yazışmanın rekabet hukuku bakımından nasıl değerlendirildiğini göstermesi açısından dikkat çekmektedir. Bilgilerin bir şirket içi belgede yer almasıyla yetinilmeyerek kaynağının araştırılması, gerçekleşen ücret artışlarıyla karşılaştırılması ve fiili piyasa davranışlarının daha geniş bir dönem üzerinden incelenmesi, kararın esasını oluşturan değerlendirmelerdir.
Başka Bir Soruşturmada Elde Edilen Bulgudan Ayrı Bir İş Gücü Piyasası İncelemesine
İş gücü piyasasına ilişkin önaraştırmanın kaynağını, doğrudan bu konuda yapılmış bir başvuru değil, başka bir rekabet soruşturması kapsamında gerçekleştirilen yerinde incelemede elde edilen bir bulgu oluşturmaktadır. Rekabet Kurulunun 21.11.2024 tarihli ve 24-49/1082-M sayılı kararıyla Arkoz Madencilik Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ, Limak ve Yurtçim hakkında açılan soruşturma kapsamında, 21.01.2025 tarihinde Yurtçim’in İstanbul ofisinde gerçekleştirilen yerinde incelemede, bazı çimento teşebbüslerinin beyaz yakalı çalışanlarına uygulanacak zam oranlarına ilişkin bilgi değişiminde bulunmuş olabileceği yönünde şüphe doğuran bir yazışma elde edilmiştir. Bu bulgu üzerine, çimento sektöründe faaliyet gösteren on teşebbüs hakkında iş gücü piyasasına yönelik ayrı bir önaraştırma başlatılmıştır.
Kararın usulî geçmişi, yerinde incelemelerin teşebbüsler bakımından taşıdığı önemi de ortaya koymaktadır. Nitekim somut olayda, yürütülmekte olan bir soruşturmanın esas konusundan farklı bir rekabet hukuku meselesine işaret eden insan kaynakları yazışması, ayrı bir inceleme sürecinin dayanağını oluşturmuştur.
İş Gücü Piyasasında Rekabet İlişkisi ve İlgili Pazar
Kararda, iş gücü piyasasındaki rekabet ilişkisinin teşebbüslerin aynı çıktı pazarında faaliyet gösterip göstermemesinden bağımsız olarak, benzer nitelikteki çalışanları istihdam etme yönündeki rekabet üzerinden değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Bu nedenle, çıktı pazarında birbirlerinin rakibi olmayan teşebbüslerin de iş gücü piyasasında rakip olmaları mümkündür.
Somut olayda, beyaz yakalı çalışanlara ilişkin bulgular dikkate alınarak “çimento satışı hizmetlerine yönelik iş gücü pazarı” şeklinde bir pazar tanımının yapılabileceği değerlendirilmiş; ancak kesin pazar tanımının ulaşılacak sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle ilgili ürün ve coğrafi pazar kesin olarak tanımlanmamıştır.
Ücret Bilgilerinin Paylaşımında Rekabet Hukuku Çerçevesi
Kararda ücret, iş gücü piyasasındaki temel rekabet parametrelerinden biri olarak ele alınırken; yan haklar, prim ve ikramiyeler ile işe alım stratejisine ilişkin bilgilerin de rekabet açısından önem taşıyabileceği belirtilmiştir. Geleceğe dönük ücret niyetlerinin paylaşılması ile güncel veya çok taraflı ücret bilgi paylaşımları daha yüksek risk taşıyan uygulamalar arasında değerlendirilirken, bağımsız üçüncü taraflar aracılığıyla anonimleştirilmiş ve yeterince toplulaştırılmış veriler üzerinden gerçekleştirilen kıyaslama çalışmalarının daha düşük risk taşıyabileceğine işaret edilmiştir.
İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yönelik Kılavuz çerçevesinde ise kaynağı veya bireysel veri içeriği anlaşılabilen, toplulaştırılmamış, güncel veya geleceğe yönelik ve kamuya açık olmayan bilgilerin rekabete duyarlı bilgi niteliğinde olabileceği hatırlatılmıştır. Somut olayda geleceğe yönelik ücret artışlarına ilişkin bilgiler içeren yazışma bu çerçevede ele alınmış; ancak bu bilgilerin bir şirket içi yazışmada bulunması, rakip teşebbüsler arasında bilgi değişiminin gerçekleştiği sonucuna ulaşılması bakımından tek başına yeterli görülmemiştir.
Şüpheyi Doğuran Yazışma: Geleceğe Yönelik Zam Oranları Nereden Elde Edildi?
Önaraştırmanın merkezindeki bulgu, Yurtçim bünyesinde elde edilen 01.02.2024 tarihli e-posta yazışmasıdır. Yazışmada, çimento sektöründe faaliyet gösteren teşebbüslerin mühendis, satış ve pazarlama personeli, insan kaynakları çalışanları ile orta ve üst düzey yöneticiler gibi beyaz yakalı çalışanlarına uygulamayı planladıkları zam oranlarının araştırılması talep edilmiştir. Buna cevaben gönderilen e-postada, “Görüştüğüm kadarıyla aslında genel olarak herkes birbirinin ne yapacağını bekliyor. Edindiğim bilgileri aşağıda paylaşıyorum” ifadesinin ardından Baştaş, Bursa Çimento, Çimentaş, Çimsa, Ferçim, Göltaş, Limak, Medcem ve Votorantim’e ilişkin çeşitli oran, beklenti ve uygulama zamanlarına yer verilmiştir.
Yazışma, ilgili teşebbüslerin gelecekte uygulamayı planladıkları zam oranlarını Yurtçim ile paylaşmış olabilecekleri yönünde şüphe doğurmuştur. Bununla birlikte değerlendirme, yazışmada bu bilgilerin bulunmasıyla sınırlı tutulmamış; bilgilerin rakip teşebbüslerden mi yoksa pazar araştırması sonucunda mı elde edildiği incelenmiştir. Önaraştırma tarafı teşebbüslerin yerleşkelerinde gerçekleştirilen yerinde incelemelerde, rakip teşebbüslerin birbirlerinin zam oranlarını aralarında paylaştıklarını gösteren herhangi bir delile ulaşılamamıştır. Dolayısıyla rakiplere ilişkin geleceğe dönük ücret bilgilerinin Yurtçim’in iç yazışmasında yer alması, söz konusu bilgilerin rakip teşebbüslerden elde edildiğinin kabulü bakımından tek başına yeterli görülmemiştir.
Yazışmadaki Bilgiler Gerçekleşen Ücret Artışlarıyla Örtüşüyor mu?
Bilgilerin kaynağına ilişkin incelemenin yanında, yazışmada yer alan ücret artışı bilgilerinin gerçekleşen uygulamalarla ne ölçüde örtüştüğü de değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, e-postada belirtilen oranlar ile teşebbüslerin 2024 yılında beyaz yakalı çalışanlarına fiilen uyguladıkları ücret artışları karşılaştırılmış; Bursa Çimento, Çimentaş, Çimsa, Ferçim, Göltaş ve Medcem bakımından yazışmada belirtilen sayısal oranların gerçekleşen ücret artışlarıyla örtüşmediği tespit edilmiştir.
Ferçim bakımından yazışmada yer alan %45-%50 aralığındaki tahmin ayrıca ele alınmıştır. Gerçekleşen artışın bu aralıkla uyumlu olması ilk bakışta yazışmadaki bilginin doğruluğunu destekleyebilecek nitelikte görülmekle birlikte, belirtilen aralığın genişliği dikkate alınmış ve bilginin rakipler arasındaki rekabete hassas bir bilgi değişiminden ziyade sektörel bir tahmine dayanmış olabileceği değerlendirilmiştir. Böylece yalnızca gerçekleşen oranla örtüşme değil, yazışmada yer alan bilginin ne ölçüde kesin ve belirli olduğu da önem kazanmıştır.
Doğru Çıkan Bilgi, Rakipten Elde Edildiği Anlamına Gelir mi?
Yazışmadaki bilgilerin tamamı gerçekleşen uygulamalardan farklı değildir. Baştaş ve Limak’ın Şubat ayında, Medcem’in ise Mart ayında beyaz yakalı çalışanlarına fark ödemesi yapacağı yönündeki bilgilerin fiili uygulamayla örtüştüğü görülmüştür. Bununla birlikte, bu bilgilerin Yurtçim tarafından rakip teşebbüslerden elde edildiğini gösteren herhangi bir ilave delile ulaşılamamıştır.
Ücret artışlarının yılın ilk aylarında kesinleştirilmesi ve geçmişe dönük fark ödemesi yapılmasının sektörde bilinen bir insan kaynakları uygulaması olması da değerlendirmede dikkate alınmıştır. Bu çerçevede, gerçekleşen uygulamayla örtüşen bir bilginin varlığı, söz konusu bilginin rakip teşebbüsten rekabete aykırı bir iletişim sonucunda edinildiğinin kabulü için yeterli görülmemiş; bilginin kaynağı ve sektörel uygulamalardan hareketle edinilebilir olup olmadığı da değerlendirilmiştir.
Bu yaklaşım, kararın en dikkat çekici yönlerinden birini oluşturmaktadır. Somut dosyada, bir bilginin doğru çıkması ile o bilginin rakip teşebbüsten elde edilmiş olması aynı olgu olarak kabul edilmemiş; bilginin doğruluğu ve kaynağı ayrı ayrı değerlendirilmiştir.
Ücret Artışlarındaki Yakınlaşma Tek Başına Yeterli mi?
İnceleme, 2024 yılına ilişkin yazışmada yer alan bilgiler ile gerçekleşen ücret artışlarının karşılaştırılmasıyla sınırlı tutulmamış; teşebbüslerin 2023–2026 yıllarında beyaz yakalı çalışanlarına uyguladıkları ortalama ücret artışları da incelenmiştir. Özellikle 2024 yılı Ocak döneminde çok sayıda teşebbüsün %55-%60 bandında ücret artışı uyguladığı görülmekle birlikte, aynı dönemde daha düşük oranlarda artış uygulayan teşebbüslerin de bulunduğu tespit edilmiştir.
Daha geniş dönem esas alındığında ise teşebbüslerin uyguladıkları ücret artış oranlarının önemli ölçüde farklılaştığı görülmüş ve söz konusu oranların birlikte belirlendiğini gösteren herhangi bir delile ulaşılamamıştır. Bu nedenle, belirli bir dönemde ücret artış oranlarında görülen yakınlaşma, somut dosyada teşebbüslerin ücret artışlarını birlikte belirledikleri sonucuna ulaşılması bakımından tek başına yeterli olmamıştır.
Çalışan Hareketliliği: Fiili Geçişler Ne Gösteriyor?
Dosyada ücret artışlarına ilişkin bulguların yanı sıra, teşebbüsler arasındaki çalışan hareketliliğinin sınırlandırılıp sınırlandırılmadığı da incelenmiştir. Çimentaş bünyesinde elde edilen yazışmalarda Limak ve Çimsa’da çalışan veya daha önce çalışmış kişilerin Çimentaş bünyesinde istihdam edilmesinin değerlendirildiği; Votorantim tarafından sunulan verilerde ise sektör oyuncuları arasında fiilen çalışan geçişlerinin gerçekleştiği görülmüştür.
Bu bulgular sonucunda Çimentaş, Çimsa, Limak ve Votorantim arasında çalışan hareketliliğini kısıtlayan bir uzlaşının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Böylece çalışan hareketliliği bakımından yalnızca şirket içi yazışmaların içeriği değil, teşebbüsler arasında fiilen gerçekleşen çalışan geçişleri de değerlendirmeye dahil edilmiştir.
Toplu İş Sözleşmesiyle Belirlenen Ücretler 4054 Sayılı Kanun’un Kapsamında mı?
Kararda, sendikalı mavi yakalı çalışanların ücret ve diğer haklarının toplu iş sözleşmesi kapsamında belirlenmesi ayrıca ele alınmıştır. Çimento sektöründeki sendikalı mavi yakalı çalışanların ücret ve diğer haklarının Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası ile Türkiye Çimse-İş Sendikası arasında gerçekleştirilen Toplu İş Sözleşmesi (“TİS”) kapsamında belirlendiği tespit edilmiştir.
Değerlendirmede, çalışanların çalışma ve istihdam koşullarını geliştirmeye yönelik toplu pazarlık faaliyetlerinin sosyal niteliği üzerinde durulmuş ve 4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinin gerekçesinde yer alan, “Kuşkusuz, toplu pazarlık esasının kabul edildiği emek piyasası bu tanımın dışındadır.” ifadesine dayanılmıştır. Bu doğrultuda, sendikalı mavi yakalı çalışanların ücret ve diğer haklarının TİS kapsamında belirlenmesinin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olmadığı ve çimento sektöründe faaliyet gösteren teşebbüslerin TİS kapsamında söz konusu unsurları belirlemelerinin rekabet hukukuna aykırılık teşkil etmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Sonuç ve Değerlendirme
Rekabet Kurulunun 26-21/637-255 sayılı kararı, rakiplerin geleceğe yönelik ücret artışlarına ilişkin bilgiler içeren bir şirket içi yazışmanın tek başına nihai bir değerlendirmeye esas alınmadığı; yazışmadaki bilgilerin kaynağının, doğruluğunun ve gerçekleşen uygulamalarla ilişkisinin incelendiği bir karar olarak öne çıkmaktadır. Üstelik inceleme, yalnızca söz konusu yazışmayla sınırlı kalmamış; teşebbüslerin daha geniş dönemdeki ücret politikaları ile sektördeki fiili çalışan hareketliliği de değerlendirmeye dahil edilmiştir.
Bu çerçevede, önaraştırma taraflarında gerçekleştirilen yerinde incelemelerde rakiplerin birbirlerinin zam oranlarını paylaştıklarını gösteren herhangi bir delile ulaşılamaması; yazışmada yer alan sayısal ücret artışı bilgilerinin önemli bir bölümünün gerçekleşen uygulamalarla örtüşmemesi; doğru çıkan bazı bilgilerin ise kaynağını rakip teşebbüslere bağlayan bir delilin bulunmaması ve sektörel uygulamalarla açıklanabilmesi birlikte değerlendirilmiştir. 2023–2026 dönemine ilişkin veriler de teşebbüslerin ücret artışlarının önemli ölçüde farklılaştığını ve ücret artış oranlarının birlikte belirlendiğini gösteren bir delil bulunmadığını ortaya koymuştur.
Neticede, önaraştırma tarafı teşebbüslerin iş gücü piyasasına yönelik uygulamaları bakımından rekabet hukukuna aykırı herhangi bir davranış içerisinde bulunmadıkları sonucuna ulaşılmış ve 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmamasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
Karar, teşebbüsler bakımından iki yönüyle özellikle dikkate değerdir. İlk olarak, başka bir rekabet soruşturması sırasında elde edilen insan kaynaklarına ilişkin bir yazışma, iş gücü piyasasına yönelik ayrı bir rekabet hukuku incelemesini tetikleyebilmiştir. Bu durum, rekabet hukuku uyum programlarının satış ve fiyatlandırma birimleriyle sınırlı tutulmaması; insan kaynakları süreçlerinin ve rakiplere ilişkin ücret bilgilerinin elde edilmesi, paylaşılması ve şirket içinde dolaşımının da uyum programlarının bir parçası olarak ele alınması gerektiğini bir kez daha göstermektedir.
İkinci olarak karar, rakiplere ilişkin geleceğe dönük ücret bilgilerinin bir şirket içi belgede bulunması, bu bilgilerin doğru çıkması ve teşebbüslerin belirli dönemlerde benzer ücret artışları uygulaması gibi olguların somut dosyanın bütünü içerisinde değerlendirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.
Somut olayda, yazışmada yer alan bilgilerin kaynağı ve gerçekleşen uygulamalarla ne ölçüde örtüştüğü incelenmiş; değerlendirmede teşebbüslerin daha geniş dönemdeki ücret politikaları ile sektördeki fiili çalışan hareketliliği de dikkate alınmıştır. Karar bu yönüyle, rakiplere ilişkin geleceğe dönük bilgilerin bir şirket içi yazışmada yer almasının, somut dosyada bilgi değişiminin gerçekleştiği sonucuna ulaşılması için tek başına yeterli görülmediğini ortaya koymasıyla dikkat çekmektedir.
Netice itibarıyla 26-21/637-255 sayılı karar, iş gücü piyasalarına ilişkin rekabet hukuku uygulaması bakımından, teşebbüslerin insan kaynakları süreçlerinde karşılaşabilecekleri rekabet hukuku risklerini göstermesi yönüyle dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır. Başka bir soruşturma kapsamında elde edilen tek bir şirket içi yazışmanın ayrı bir iş gücü piyasası incelemesini tetikleyebilmesi ise rekabet hukuku uyumunun yalnızca satış, fiyatlandırma ve ticari karar alma süreçleriyle sınırlı olmadığını; insan kaynakları birimlerinin ve bu birimlerde rakiplere ilişkin bilgilerin nasıl elde edildiği, paylaşıldığı ve kullanıldığının da aynı hassasiyetle ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.