Makaleler

Daha fazla bilgi için,
lütfen bizimle iletişime geçin


Stajyer Avukat

ABD Rekabet Hukukunda Eşit Durumdaki Alıcılara Farklı Koşullar Uygulanması: Southern Glazer’s Dosyası ve Türk Rekabet Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi

GİRİŞ

ABD Federal Ticaret Komisyonu (Federal Trade Commission – “FTC”), 2 Ekim 2026 tarihinde, ülkenin en büyük şarap ve alkollü içki dağıtıcılarından Southern Glazer’s Wine and Spirits, LLC (“Southern Glazer’s”) ile fiyat ayrımcılığı iddialarına ilişkin bir uzlaşmaya varıldığını duyurmuştur. Uzlaşma, büyük perakende zincirlerine sağlanan fiyat ve indirim avantajlarından küçük bağımsız perakendecilerin aynı ölçüde yararlanamaması nedeniyle 2024 yılında açılan davanın sonuçlandırılmasını öngörmektedir.

Uyuşmazlığın temelinde, aynı tedarikçiden benzer dönemlerde aynı ürünleri satın alan ve birbirleriyle rekabet eden perakendecilere farklı fiyatlar uygulanması bulunmaktadır. FTC, bu uygulamaların küçük işletmelerin rekabet etme imkânlarını sınırlandırdığını ileri sürmüş; Southern Glazer’s ise iddiaları kabul etmemiştir.

Taraflar arasında varılan uzlaşma, belirli fiyat farklılıklarının denetlenmesi ve öngörülen koşullarda bağımsız perakendecilere ödeme yapılması gibi düzenlemeler içermektedir. Bu gelişme, ABD rekabet hukukundaki fiyat ayrımcılığı yaklaşımının yanı sıra benzer uygulamaların Türk rekabet hukukunda nasıl değerlendirilebileceği bakımından da önem taşımaktadır.


1. Uyuşmazlığın Ortaya Çıkışı ve FTC'nin İddiaları

Southern Glazer’s, ABD genelinde Walmart, Kroger ve Total Wine gibi büyük perakende zincirlerinin yanı sıra küçük bağımsız işletmelere de şarap ve alkollü içki tedarik etmektedir.

FTC, 12 Aralık 2024 tarihinde açtığı davada, Southern Glazer’sın büyük perakende zincirlerine sağladığı fiyat avantajlarını bu zincirlerle rekabet eden bağımsız perakendecilere aynı koşullarda sunmadığını ileri sürmüştür.

FTC'nin iddialarına göre şirket, aynı ürünleri benzer dönemlerde satın alan perakendecilere farklı fiyatlar uygulamış; büyük zincirlere sağlanan indirimler, satış sonrası geri ödemeler ve promosyon avantajları nedeniyle net alış fiyatları arasında önemli farklılıklar oluşmuştur. FTC ayrıca bu avantajların küçük işletmeler açısından fiilen erişilebilir olmadığını ve fiyat farklılıklarının dağıtım maliyetlerindeki farklılıklarla yeterince açıklanamadığını belirtmiştir.

Uyuşmazlığın anlaşılması bakımından aynı bölgede faaliyet gösteren büyük bir market zinciri ile bağımsız bir mağazanın durumu örnek alınabilir. Her iki işletmenin aynı ürünü aynı dağıtıcıdan satın aldığı durumda, büyük zincire sağlanan indirimler nedeniyle ürünün net alış fiyatı daha düşük olabilmektedir. Bu durum, bağımsız perakendecinin nihai satış fiyatını belirleme imkânını ve büyük zincirle rekabet etme koşullarını etkileyebilir.

FTC de özellikle birbirine birkaç kilometre, bazı durumlarda ise birkaç sokak uzaklıktaki işletmelerin aynı ürünleri farklı net fiyatlarla satın almasına odaklanmış ve bu uygulamaların bağımsız perakendecilerin rekabet gücünü olumsuz etkileyebileceğini ileri sürmüştür.

 

2. Robinson–Patman Act Kapsamında Fiyat Ayrımcılığı

Uyuşmazlığın temel hukuki dayanağını, 1936 yılında Clayton Act'in 2. maddesinde değişiklik yapan Robinson–Patman Act oluşturmaktadır. FTC, dava dilekçesinde fiyat ayrımcılığı iddialarını bu düzenlemenin 2(a) hükmünün yanı sıra, haksız rekabet yöntemlerini (unfair methods of competition) yasaklayan FTC Act'in 5. maddesine de dayandırmıştır.

Robinson–Patman Act'in 2(a) hükmü kapsamında fiyat ayrımcılığı değerlendirilirken aynı satıcı tarafından farklı alıcılara yapılan satışlar, malların karşılaştırılabilir nitelik ve kalitede olması, fiyat farklılığı ve kanunun eyaletler arası ticarete ilişkin koşulları önem taşımaktadır. Bununla birlikte farklı alıcılara farklı fiyatlar uygulanması tek başına hukuka aykırılık oluşturmamakta; fiyat farklılığının rekabete zarar verme olasılığı da değerlendirilmektedir.

Southern Glazer’s dosyası, Amerikan rekabet hukukunda secondary-line price discrimination olarak adlandırılan fiyat ayrımcılığı türüyle ilişkilidir. Bu tür uygulamalarda rekabet sorunu, tedarikçinin rakipleri arasında değil, aynı tedarikçiden ürün satın alan ve sonraki satış aşamasında birbirleriyle rekabet eden alıcılar arasında ortaya çıkmaktadır.

ABD Yüksek Mahkemesinin FTC v. Morton Salt Co. (1948) kararında, rakip alıcılara uzun süre boyunca önemli ölçüde farklı fiyatlar uygulanmasının rekabet zararına ilişkin bir çıkarımı destekleyebileceği kabul edilmiştir. Volvo Trucks North America v. Reeder-Simco GMC (2006) kararında ise fiyat karşılaştırmasının gerçekten birbirleriyle rekabet eden alıcılar üzerinden yapılmasının önemi vurgulanmıştır.

Dolayısıyla Southern Glazer’s dosyasında yalnızca net alış fiyatları arasındaki farklılık değil, bu farklılığın rakip perakendecilerin rekabet koşulları üzerindeki olası etkileri de önem taşımaktadır.

 

3. Dava Süreci ve Uzlaşmanın İçeriği

FTC'nin Aralık 2024'te açtığı davanın ardından Southern Glazer’s, iddiaların hukuken yeterli olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Kaliforniya Merkez Bölge Federal Mahkemesi, 17 Nisan 2025 tarihinde bu talebi reddetmiş ve FTC'nin iddialarını yargılamanın devamı bakımından yeterli bulmuştur. Ancak söz konusu karar, şirketin rekabet hukukunu ihlal ettiğine ilişkin esastan verilmiş bir karar niteliğinde değildir.

Taraflar, uyuşmazlığı esasa ilişkin nihai bir yargı kararı olmaksızın çözmek amacıyla uzlaşmaya varmış ve hazırlanan uzlaşmalı mahkeme emri taslağını (proposed stipulated consent decree and order) 2 Ekim 2026 tarihinde mahkemeye sunmuştur. Southern Glazer’s, uzlaşmaya rağmen FTC'nin ihlal iddialarını kabul etmemiştir.

Uzlaşma taslağı, 26 eyalette belirli satış işlemlerinin karşılaştırılmasını ve altı yıl boyunca uygulanması öngörülen bir denetim mekanizmasını içermektedir. Başlıca düzenlemeler şu şekildedir:

Karşılaştırılabilir satışların belirlenmesi: Büyük perakende zincirleri ile bağımsız perakendecilere yapılan satışların karşılaştırılmasında ürünün niteliği, satış tarihi ve mağazaların konumu dikkate alınacaktır. Satış tarihleri bakımından 45 veya 75 günlük dönemler, coğrafi yakınlık bakımından ise bölgenin niteliğine göre 1,5 mil ile 12 mil arasında değişen mesafeler öngörülmüştür. Korunan bağımsız perakendeciler, genel olarak ABD'de 75 veya daha az mağazaya sahip olan ve uzlaşmadaki diğer koşulları karşılayan işletmeler arasından belirlenecektir.

Fiyat farklılıklarının değerlendirilmesi: Uzlaşmada Safe Harbor olarak adlandırılan bir güvenli alan mekanizması düzenlenmiştir. Bu kapsamda, Southern Glazer’sın ilgili eyalet ve yıl için belirlenen işletme gideri verimliliği (Operating Expense Efficiency) ile büyük perakendecinin karşılaştırılan işlemdeki net alış fiyatının %2,5'i dikkate alınmaktadır. Tedarikçi desteklerinden kaynaklanan farklılıklar (Supplier Support Differential) ise ayrıca hesaba katılmaktadır. Böylece net fiyat farkının bu unsurlarla açıklanabilen kısmı ile bunları aşan tutarın birbirinden ayrılması amaçlanmaktadır.

Fazla ödemelerin giderilmesi: Belirlenen koşulları sağlayan karşılaştırmalı işlemler nedeniyle bağımsız bir perakendeci bakımından 12 aylık raporlama döneminde hesaplanan toplam fazla ödemenin 5.000 ABD dolarını aşması hâlinde özel bir ödeme mekanizması gündeme gelecektir. Southern Glazer’s, bağımsız denetçinin bildiriminden itibaren 60 gün içinde hesaplanan fazla ödeme tutarının 1,5 katını ödeyerek uzlaşmada öngörülen giderme mekanizmasından (cure procedure) yararlanabilecektir. Ödeme yapılmaması hâlinde FTC'nin mahkemeye başvurması ve haklı bulunması durumunda ilgili fazla ödeme tutarının iki katı oranında ödeme yapılması öngörülmektedir.

Bağımsız denetim ve uyum yükümlülükleri: Uzlaşma taslağı, Southern Glazer’sın fiyatlandırma uygulamalarının altı yıl boyunca bağımsız bir denetçi tarafından incelenmesini, ilgili kayıtların saklanmasını ve Robinson–Patman Act'e uyumu destekleyen bir program uygulanmasını öngörmektedir.

Bu kapsamda hesaplanan fazla ödeme, iki perakendecinin ödediği fiyatlar arasındaki farkın tamamını değil, uzlaşmada kabul edilen güvenli alan ve tedarikçi desteklerinden kaynaklanan farklılıklar dikkate alındıktan sonra kalan tutarı ifade etmektedir. Ödeme mekanizması ise Robinson–Patman Act kapsamında genel olarak uygulanan bir tazminat düzenlemesi olmayıp somut uzlaşmaya özgüdür. Bu kapsamda ödeme yapılması, şirketin rekabet hukuku ihlalini kabul ettiği anlamına da gelmemektedir.

Ayrıca uzlaşma taslağının mahkemeye sunulmuş olması, esasa ilişkin bir ihlal kararı verildiği anlamına gelmemektedir. Taraflar, metindeki yükümlülüklere mahkeme onayına kadar da uymayı kararlaştırmış olmakla birlikte, uzlaşma emrinin mahkeme kararı olarak bağlayıcılık kazanması mahkemenin onayına bağlıdır.

 

4. Rekabet Hukuku Bakımından Değerlendirme

Southern Glazer’s uzlaşması, fiyat farklılığının tespit edilmesi ile bu farklılığın rekabet üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi arasındaki ayrımı gündeme getirmektedir. Nitekim dosyada farklı fiyatlandırma uygulamalarının varlığı kadar, karşılaştırılan alıcıların gerçekten birbirleriyle rekabet edip etmediği ve fiyat farklarının hangi ekonomik gerekçelerle açıklanabildiği de önem taşımaktadır.

Uzlaşmada benimsenen karşılaştırmalı işlem ve güvenli alan mekanizmaları, belirli fiyat farklılıklarının somut ölçütlerle incelenmesini sağlamaya yöneliktir. Bununla birlikte tarafların esasa ilişkin nihai bir yargı kararı yerine uzlaşmayı tercih etmiş olması nedeniyle, FTC'nin ileri sürdüğü ihlal iddialarının bütün unsurları hakkında kesin bir yargısal değerlendirme yapılmamıştır.

 

5. Türk Rekabet Hukuku Bakımından Değerlendirme: Rekabet Kurulunun Uludağ Kararı ile Karşılaştırma

Türk rekabet hukukunda fiyat ayrımcılığı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. ve 6. maddeleri kapsamında gündeme gelebilmektedir. Kanun'un 6. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde, hâkim durumdaki teşebbüslerin eşit durumdaki alıcılara farklı şartlar uygulaması kötüye kullanma hâlleri arasında düzenlenirken 4. maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde, münhasır bayilik istisnası saklı kalmak üzere, eşit durumdaki kişilere farklı şartlar uygulanması rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar kapsamında ele alınmaktadır.

Türk rekabet hukuku uygulamasında büyük perakende zincirleri ile bağımsız satış noktalarına uygulanan fiyat farklılıklarının incelendiği örneklerden biri, Rekabet Kurulunun 24.11.2011 tarihli ve 11-59/1519-544 sayılı Uludağ kararıdır.

Kararda, küçük bir perakendeci olan Hodri Gıda'nın Uludağ limonatayı, aynı bölgede faaliyet gösteren BİM'in tüketicilere uyguladığı satış fiyatından daha yüksek bir fiyatla temin ettiği iddiası değerlendirilmiştir. Kurul, 4054 sayılı Kanun'un 4/1-e ve 6/2-b hükümlerine değinmekle birlikte, öncelikle iki işletmenin eşit konumda bulunup bulunmadığını incelemiştir.

BİM'in üreticiyle merkezi anlaşma üzerinden doğrudan çalışması, Hodri Gıda'nın ürünleri yerel bayiden temin etmesi, satın alma hacimleri ve pazarlık güçleri arasındaki farklılıklar ile büyük zincirin üstlendiği ticari işlevler değerlendirmede dikkate alınmıştır. Kurul, bu koşullarda işletmelerin eşit konumda olmadığı ve farklı fiyatlandırmanın ekonomik ve objektif gerekçelerle açıklanabildiği sonucuna ulaşarak soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar vermiştir.

İki dosya, büyük perakende zincirlerinin elde ettiği fiyat avantajlarının değerlendirilmesi bakımından benzerlik göstermekle birlikte, fiyat karşılaştırmasının niteliği açısından ayrılmaktadır. Uludağ kararındaki şikâyet, küçük marketin alış fiyatı ile BİM'in tüketiciye uyguladığı satış fiyatına dayanırken Southern Glazer’s dosyasında aynı dağıtıcıdan alım yapan rakip perakendecilerin net alış fiyatları karşılaştırılmıştır.

Bununla birlikte her iki dosyada da farklı fiyatlandırmanın ekonomik gerekçeleri önem taşımaktadır. Uludağ kararında tedarik kanalları, satın alma hacimleri ve ticari işlevler öne çıkarken Southern Glazer’s uzlaşmasında işletme gideri verimliliği ve tedarikçi desteklerinden kaynaklanan farklılıklar dikkate alınmıştır. Bu yönüyle dosyalar, fiyat ayrımcılığının değerlendirilmesinde alıcıların ticari koşullarının incelenmesinin önemini göstermektedir.

İki hukuk sistemi arasındaki temel fark ise fiyat ayrımcılığına müdahale edilebilmesinin şartlarında ortaya çıkmaktadır. Robinson–Patman Act kapsamında hâkim durumun bulunması genel bir ön koşul değilken Türk hukukunda 4054 sayılı Kanun'un 6/2-b hükmünün uygulanması hâkim durumun varlığına bağlıdır.

Bu nedenle Southern Glazer’s dosyasına benzer bir olayın Türkiye'de gerçekleşmesi ve dağıtıcının hâkim durumda bulunmaması hâlinde, yalnızca büyük zincirlere daha avantajlı fiyatlar uygulanması kendiliğinden bir rekabet ihlali oluşturmayacaktır. Bununla birlikte farklı fiyatlandırmanın rekabeti sınırlayıcı amaç veya etki taşıyan bir anlaşma ya da uyumlu eylem kapsamında ortaya çıkması hâlinde, davranışın 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi bakımından ayrıca değerlendirilmesi mümkün olabilecektir.

Böyle bir iddia, Rekabet Kurulunun resen harekete geçmesi veya bir şikâyet üzerine Kanun'un 40 ve devamı maddeleri çerçevesinde incelenebilecektir. Uludağ dosyasında olduğu gibi önaraştırma sonucunda soruşturma açılmamasına karar verilebileceği gibi, yeterli bulguların bulunması hâlinde soruşturma açılması da mümkündür.

Uyuşmazlığın çözüm yöntemi bakımından ise ABD hukukundaki consent decree mekanizması ile Türk rekabet hukukunda 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinde düzenlenen taahhüt usulü arasında işlevsel bir benzerlik bulunmaktadır. Her iki mekanizma, belirli yükümlülüklerin bağlayıcı hâle getirilmesi yoluyla esasa ilişkin bir ihlal tespiti yapılmaksızın rekabetçi endişelerin giderilmesine imkân tanıyabilmektedir.

Bununla birlikte ABD hukukunda uzlaşmanın mahkeme onayına sunulması söz konusuyken Türk hukukunda taahhütler Rekabet Kurulu tarafından kabul edilerek bağlayıcı hâle getirilmektedir. Ayrıca Türk rekabet hukukunda taahhüt usulü, açık ve ağır ihlaller bakımından uygulanamamakta olup mekanizmanın kapsamı ve diğer koşulları 4054 sayılı Kanun ile ilgili ikincil mevzuatta düzenlenmektedir.

 

SONUÇ

Southern Glazer’s uyuşmazlığı, büyük perakende zincirlerine sağlanan fiyat avantajlarının hangi koşullarda rekabet hukuku bakımından sorun oluşturabileceğini gündeme getirmiştir. Taraflar arasında varılan uzlaşma, farklı fiyatlandırmanın ekonomik gerekçelerini dikkate alırken bu gerekçelerle açıklanamayan fiyat farklılıklarının belirli ölçütlerle denetlenmesini öngörmektedir. Böylece uyuşmazlık, esasa ilişkin bir ihlal kararıyla sonuçlanmamış olsa da fiyat ayrımcılığına yönelik somut bir denetim ve giderim mekanizması ortaya koymuştur.

Türk rekabet hukukuyla yapılan karşılaştırma ise benzer ticari uygulamaların farklı hukuki koşullar altında değerlendirilebildiğini göstermektedir. Uludağ kararında alıcıların ekonomik ve ticari konumları arasındaki farklılıklar ön plana çıkarken Southern Glazer’s uzlaşmasında karşılaştırılabilir satışlar ve uzlaşmada kabul edilen ekonomik farklılıkları aşan fiyat avantajları üzerinde durulmuştur.

Bu çerçevede her iki dosya, fiyat ayrımcılığına ilişkin değerlendirmelerde yalnızca alıcılar arasındaki fiyat farkının değil, bu farkın hangi koşullarda ortaya çıktığının ve rekabet üzerindeki olası etkilerinin de önem taşıdığını göstermektedir. Bununla birlikte ABD ve Türk hukukundaki farklı müdahale koşulları, benzer ticari davranışların her iki hukuk sisteminde aynı hukuki sonuçları doğurmayabileceğini ortaya koymaktadır.