Rekabet Kurulu, Hatay ilinde hazır beton sektöründe faaliyet gösteren bazı teşebbüslerin rekabet kurallarını ihlal edip etmediğine ilişkin yürütülen soruşturmayı, 13.03.2025 tarihli ve 25-10/231-116 sayılı kararı ile sonuçlandırdı.
Kurul, soruşturma kapsamında özellikle rakipler arasındaki temasların niteliğini, müşteri ilişkilerine yönelik davranışların rekabet hukuku bakımından sınırlarını ve sektörün yapısal özelliklerini ayrıntılı biçimde ele aldı.
Karar, hem hazır beton gibi lojistik kısıtların belirleyici olduğu yerel pazarlarda rekabetin nasıl şekillendiğini hem de rakipler arasındaki iletişimin hangi noktada hukuka aykırı bir koordinasyona dönüşebileceğini göstermesi bakımından önemli değerlendirmeler içermektedir.
Soruşturmanın Kapsamı ve İncelenen Davranışlar
Soruşturma, Hatay ilinde faaliyet gösteren bazı hazır beton üreticilerinin müşteri paylaşımı ve fiyat tespiti niteliği taşıyabilecek davranışlarda bulunup bulunmadıklarının tespiti amacıyla yürütüldü. İnceleme sürecinde, rakip teşebbüsler arasındaki temasların içeriği, sürekliliği ve bu temasların piyasa davranışlarına yansıyıp yansımadığı ayrıntılı şekilde değerlendirildi.
Kurul, değerlendirmesinde yalnızca tekil yazışma veya temaslara değil; bu temasların bütüncül olarak rekabetçi süreci nasıl etkilediğine odaklandı. Bu yaklaşım, kararın delil değerlendirmesi bakımından öne çıkan yönlerinden biri oldu.
Delil Değerlendirmesi ve Rakipler Arasındaki İletişim
Soruşturma kapsamında gerçekleştirilen yerinde incelemelerde elde edilen dijital materyaller, Kurul’un delil değerlendirmesinin merkezinde yer almıştır. Bu kapsamda, rakip teşebbüs temsilcilerinin yer aldığı “Betonzedeler” isimli WhatsApp grubuna ilişkin yazışmalar, Kurul tarafından ayrıntılı biçimde incelenmiştir.
Kurul, söz konusu grubun salt sektörel sohbet veya piyasa gözlemi amacıyla kurulmuş bir iletişim kanalı olarak değerlendirilemeyeceğini; aksine, müşteri ilişkilerinin izlenmesi, rakip teşebbüslerin davranışlarının kontrol edilmesi ve piyasada “denge” sağlanmasına yönelik bir koordinasyon aracı işlevi görebileceğini değerlendirmiştir.
Kararda yer verilen yazışmalarda, özellikle belirli müşterilere yönelik satış yapılmaması, rakip teşebbüslerin hangi müşteriyle çalıştığının teyit edilmesi ve müşteri bazlı davranışların grup içerisinde paylaşılması dikkat çekmiştir. Bu kapsamda Kurul, yazışmalarda geçen;
“Bu müşteri kimde?”,
“Bu işe girmiyoruz, siz de girmeyin”,
“O müşteriyle biz çalışıyoruz”
ifadelerinin, rakipler arasında müşteri ilişkilerinin konu edildiğini ve bu iletişimin bağımsız ticari karar alma sürecini zedeleyebilecek nitelikte olduğunu değerlendirmiştir.
Kurul ayrıca, bazı yazışmalarda müşteri tercihlerinin yalnızca bilgilendirme amacıyla değil, rakiplerin davranışlarını yönlendirmeye elverişli şekilde ele alındığını tespit etmiştir. Bu bağlamda, bir teşebbüs temsilcisinin;
“Bu müşteriyle anlaşmıştık, başkası girerse sorun olur”
şeklindeki ifadesinin, müşteri paylaşımına yönelik bir hassasiyetin açık göstergesi olarak değerlendirildiği görülmektedir.
Kurul, yazışmaların içeriğini değerlendirirken, tek tek ifadelerden ziyade yazışmaların bütünlüğünü, iletişimin sürekliliğini ve piyasa davranışlarıyla olan bağlantısını esas almıştır. Bu yaklaşım çerçevesinde, rakip teşebbüsler arasında müşteri ilişkilerine dair bu tür temasların, somut olayın özelliklerine bağlı olarak rekabeti sınırlayıcı bir irade uyuşmasına işaret edebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Savunmalar ve Kurul’un Yazışmalara Yaklaşımı
Kurul, “Betonzedeler” isimli WhatsApp grubuna ilişkin savunmaları değerlendirirken, rekabet hukuku bakımından belirleyici olan hususun teşebbüslerin yazışmalara yüklediği sübjektif anlamlar değil, bu yazışmaların piyasa davranışları üzerindeki objektif etkisi olduğunu açıkça vurgulamıştır.
Bu çerçevede Kurul, söz konusu WhatsApp grubunda yer alan teşebbüslerin hazır beton satışına yönelik fiyatları birlikte belirlediklerinin açık bir şekilde görüldüğünü tespit etmiştir. Kararda, özellikle Bulgu-21 ile Bulgu-34 arasında yer alan bulguların birlikte değerlendirilmesi suretiyle, yazışmaların tesadüfi veya münferit temaslar olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Kurul’un değerlendirmesine göre, ilgili WhatsApp grubunun varlık amacı;
(i) hazır beton satışında müşterilere teklif edilecek fiyatları birlikte tespit ederek pazardaki fiyat rekabetinin önüne geçmek ve
(ii) birbirlerinin müşterilerine veya devam eden projelerine fiyat teklifi vermemek ya da yüksek fiyat teklifi vermek suretiyle müşteri paylaşımı yapmak olup,
bu suretle müşterilerin alternatif tedarikçi bulmasının ve dolayısıyla pazardaki fiyat rekabetinin engellenmesi hedeflenmiştir.
Bu kapsamda Kurul, yazışmalarda yer alan;
“Bu müşteriye fiyat vermiyoruz”,
“Devam eden projeye girmeyelim”,
“O iş bizde, siz fiyat vermeyin”
gibi ifadelerin, rakip teşebbüsler arasında fiyat tespiti ve müşteri paylaşımına yönelik açık bir koordinasyon iradesini yansıttığını değerlendirmiştir. Kurul’a göre, bu tür ifadeler yalnızca bilgi paylaşımı niteliğinde olmayıp, piyasa davranışlarını yönlendirmeye elverişli, bağlayıcı nitelikte temaslar olarak kabul edilmelidir.
Kurul ayrıca, teşebbüslerin söz konusu yazışmaları “zararına satış yapmama”, “sektörde dengeyi koruma” veya “ticari nezaket” gibi gerekçelerle açıklamaya yönelik savunmalarına da açıkça itibar etmemiştir. Kararda, teşebbüslerin rekabet karşıtı anlaşmanın gerekçesi olarak sundukları sübjektif sebeplere yönelik savunmaların kabulünün mümkün olmadığı açıkça ifade edilmiştir.
Bu yaklaşım çerçevesinde Kurul, taraflar arasında açık ve yazılı bir anlaşma bulunmasa dahi, rakipler arasında fiyat ve müşteri ilişkilerinin bu şekilde konu edilmesinin rekabetçi belirsizliği ortadan kaldıran, pazarda bağımsız karar alma mekanizmasını işlevsiz hale getiren rekabet karşıtı bir koordinasyon mekanizmasına dönüştüğü sonucuna ulaşmıştır.
Atfedilebilirlik Değerlendirmesi: Teşebbüs–Bayi Ayrımı ve KÇS Bakımından Kurul’un Yaklaşımı
Kararın dikkat çeken ve uygulama bakımından önemli yönlerinden biri, bazı teşebbüsler bakımından yapılan atfedilebilirlik değerlendirmesidir. Kurul, dosya kapsamında yer alan bazı yazışmaların doğrudan ilgili teşebbüse mi yoksa bağımsız bayi konumundaki üçüncü kişilere mi atfedilebileceğini ayrıntılı biçimde incelemiştir.
Bu çerçevede Kurul, özellikle KÇS bakımından yapılan değerlendirmede, dosyada “KÇS” ismine atıf yapan bazı yazışmaların KÇS’nin kendisine değil, KÇS’nin bayisi konumundaki teşebbüslerin faaliyetlerine ilişkin olabileceğini tespit etmiştir. Kurul, yazışmaların içeriği, tarafları ve bağlamı dikkate alındığında, bu temasların KÇS’nin iradesini yansıttığını gösteren yeterli ve açık delil bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Kurul’un değerlendirmesinde, bayi konumundaki teşebbüslerin yeniden satıcı niteliğinde olduğu, hazır beton satışına ilişkin fiyatlarını ve müşteri ilişkilerini kendi ticari stratejileri doğrultusunda bağımsız şekilde belirledikleri vurgulanmıştır. Bu kapsamda, bayilerin davranışlarının otomatik olarak ana teşebbüse atfedilebilmesi için, ana teşebbüs tarafından belirleyici nitelikte bir talimat, yönlendirme veya denetim mekanizmasının varlığının ortaya konulması gerektiği ifade edilmiştir.
Dosya kapsamındaki delillerin ise, KÇS bakımından böyle bir belirleyici etkiyi veya rekabeti sınırlayıcı yönde bir irade uyuşmasını açık ve net biçimde ortaya koymaya yeterli olmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle Kurul, KÇS bakımından 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir ihlal tespitine gidilmesini gerektirecek düzeyde atfedilebilirlik koşullarının oluşmadığı sonucuna varmıştır.
Bu yönüyle karar, çimento ve hazır beton sektörlerinde yaygın olarak görülen bayi yapılanmaları açısından, rekabet hukuku bakımından atfedilebilirlik analizinin hangi kriterler çerçevesinde yapılması gerektiğini somut biçimde ortaya koymaktadır.
İhlal Tespiti ve Para Cezası Yaklaşımı
Kurul, soruşturma kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda CEYHAN ve FİLİTOĞLU bakımından 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Bununla birlikte, Kurul’un ihlal tespiti ve ceza takdiri her iki teşebbüs bakımından farklı ihlal davranışlarına ve farklı süre değerlendirmelerine dayanmaktadır.
CEYHAN Bakımından İhlalin Niteliği
Kurul, CEYHAN bakımından ihlalin, hazır beton satışına ilişkin müşteri paylaşımına yönelik rekabet karşıtı anlaşmaya taraf olunması suretiyle gerçekleştiğini tespit etmiştir. CEYHAN’ın, rakip teşebbüslerle birlikte belirli müşterilere veya projelere yönelik olarak fiyat teklifi verilmemesi veya rekabetçi teklif sunulmaması yönünde hareket ettiği; bu suretle müşteri paylaşımına dayalı bir koordinasyonun parçası olduğu değerlendirilmiştir.
CEYHAN bakımından Kurul, ihlalin tek bir bulguya dayandığını ve bu bulgunun 21.12.2017 tarihli olduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle Kurul, CEYHAN yönünden ihlalin bir yıldan kısa sürdüğü sonucuna varmış; süre nedeniyle başlangıç ceza oranına herhangi bir artırım uygulanmamasına karar vermiştir.
FİLİTOĞLU Bakımından İhlalin Niteliği
Kurul, FİLİTOĞLU bakımından ise ihlalin kapsamını daha geniş değerlendirmiştir. Bu çerçevede Kurul, FİLİTOĞLU’nun, rakip teşebbüslerle birlikte hazır beton satışına yönelik fiyatları birlikte belirlediği ve buna ek olarak müşteri paylaşımına yönelik rekabet karşıtı anlaşmaya taraf olduğu sonucuna ulaşmıştır.
FİLİTOĞLU bakımından ihlalin, yalnızca müşteri paylaşımı ile sınırlı kalmadığı; fiyat tespiti ve müşteri paylaşımını birlikte içeren, rekabetin özüne doğrudan aykırı bir koordinasyon niteliği taşıdığı açıkça ortaya konulmuştur.
Kurul, FİLİTOĞLU yönünden ihlale ilişkin ilk bulgunun 30.04.2019, son bulgunun ise 03.10.2020 tarihli olduğunu tespit etmiş; bu iki tarih arasındaki sürenin 1 yıl 7 ay 3 gün olduğu sonucuna varmıştır. Bu nedenle Kurul, ihlalin bir yıldan uzun iki yıldan kısa sürdüğü gerekçesiyle, Ceza Yönetmeliği uyarınca başlangıç ceza oranına beşte bir oranında süre artırımı uygulamıştır.
Ceza Yönetmeliği ve Lehe Uygulama Değerlendirmesi
Kurul, her iki teşebbüs bakımından idari para cezasını belirlerken yeni Ceza Yönetmeliği hükümlerini esas almış; eski düzenleme ile karşılaştırmalı bir değerlendirme yaparak, somut olayda yeni Ceza Yönetmeliği’nin teşebbüsler lehine sonuç doğurduğunu açıkça gerekçelendirmiştir. Bu yaklaşım, Kurul’un ceza takdirinde lehe olan düzenlemenin uygulanması ilkesini gözettiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Değerlendirme: Sektör Açısından Çıkarımlar
Rekabet Kurulu’nun 25-10/231-116 sayılı kararı, hazır beton gibi yerel nitelik taşıyan ve lojistik kısıtların rekabet koşullarını doğrudan etkilediği sektörlerde, rakip teşebbüsler arasındaki temasların hangi sınırlar içinde kalması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Kararda, rakipler arasında fiyatlara ve müşteri ilişkilerine yönelik temasların, yazışmaların içeriği ve somut piyasa bağlamı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Kurul, teşebbüsler tarafından ileri sürülen sübjektif gerekçelere itibar etmeyerek, yazışmaların piyasa davranışları üzerindeki yansımalarını esas alan yerleşik yaklaşımını sürdürmüştür.
Öte yandan karar, bayi yapılanmalarının yaygın olduğu hazır beton ve çimento sektöründe, her temasın veya yazışmanın otomatik olarak ana teşebbüse atfedilemeyeceğini; atfedilebilirlik değerlendirmesinin somut deliller temelinde ve teşebbüs bazında yapılması gerektiğini bir kez daha teyit etmektedir. Bu kapsamda, KÇS bakımından ihlal tespitine gidilmemesi, atfedilebilirlik analizinin uygulamadaki önemini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Son olarak Kurul’un, ihlalin niteliği ve süresi bakımından teşebbüsler arasında ayrım gözeten ceza yaklaşımı, ceza takdirinde orantılılık ilkesinin gözetildiğini ortaya koymaktadır.
Bu yönleriyle karar, hazır beton ve çimento sektöründe faaliyet gösteren teşebbüsler açısından, rekabet hukuku risklerinin yönetimi ve iç uyum mekanizmalarının güçlendirilmesi bakımından yol gösterici nitelik taşımaktadır.