Rekabet Kurumu, yürüttüğü sektör incelemesi sonucunda El Terminalleri Sektör Raporu’nu yayımlamıştır. Bu kapsamda, hızlı tüketim malları sektöründe yaygın biçimde kullanılan el terminallerinin yalnızca operasyonel verimlilik sağlayan araçlar olmadığı; bu terminallere entegre edilen elektronik yönetim sistemlerinin tasarımı ve kontrol yapısının, rekabet hukuku bakımından doğrudan sonuçlar doğurabildiği ortaya konulmuştur.
İncelemede, özellikle tedarikçi ile bayi veya distribütörler arasında ortak kullanılan sistemler üzerinden toplanan satış, fiyat, stok ve müşteri verilerinin, tedarikçiye yeniden satıcıların ticari davranışlarını izleme ve yönlendirme imkânı tanıdığı değerlendirilmiştir.
Bu çerçevede raporda, geçmiş tarihli Kurul kararları el terminallerinin rekabet hukuku bakımından farklı sonuçlar doğurabilmesi yönüyle ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. FRITO hakkında yürütülen 2007 tarihli önaraştırmada, distribütörlerle oluşturulan el terminali sisteminin distribütörlerin yeniden satış fiyatlarını serbestçe belirleme imkânını fiilen ortadan kaldırdığı iddiası incelenmiştir. Dosya kapsamında yapılan değerlendirmelerde, el terminalinde yer alan fiyatların distribütör ve FRITO satış şefi tarafından birlikte belirlendiği yönündeki beyanlara yer verilmiş; uygulanan fiyatlar incelendiğinde ise “distribütörlerin genel olarak FRITO tarafından gönderilen fiyat listesinin dışında satış yapma eğilimlerinin olmadığı anlaşılmıştır.” Bu tespitler ışığında, söz konusu sistemin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve bu durumun sonlandırılması yönünde söz konusu teşebbüse 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü bendi uyarınca görüş gönderilmesine karar verilmiştir.
Buna karşılık, GILLETTE dosyasında; el terminali altyapısının distribütörlere fiyat ve müşteri yönetimi bakımından teknik serbesti tanıdığı sonucuna ulaşılmıştır. Kurul, bu dosyada el terminalinde kullanılan yazılımın distribütörün inisiyatifine bağlı olarak iskonto tanımlamaya elverişli olduğunu ve müşteri listesine yeni isim eklenmesine teknik olarak imkân verdiğini tespit etmiş; bu nedenle sistemin yeniden satış fiyatının belirlenmesi veya pasif satışların engellenmesi sonucunu doğurmadığı değerlendirilerek teşebbüs hakkında soruşturma açılmamasına karar verilmiştir. Aynı yaklaşım, REDBULL dosyasında da benimsenmiş; distribütörlerin el terminali sistemi üzerinden kendi iradeleriyle iskonto uygulayabildikleri ve tedarikçi onayına tabi olmadıkları tespit edilerek teşebbüs hakkında idari para cezası verilmesine gerek olmadığı sonucuna varılmıştır.
Rapor, el terminali sistemlerinin rekabet hukuku bakımından en sorunlu görünümünün ise Nestlé dosyasında ortaya çıktığını göstermektedir. Bu dosyada, el terminali altyapısının tedarikçi lehine merkeziyetçi biçimde kurgulandığı; fiyat, iskonto ve satış davranışlarının sistem üzerinden izlenebildiği ve belirlenen kurallara uyulmaması hâlinde yaptırım uygulanabildiği yönünde bulgulara ulaşılmıştır. Soruşturma sürecinde bazı distribütörlerin, “NESTLE tarafından belirlenip distribütörlere gönderilen oranların sisteme aynı şekilde girilmemesi durumunda ilgili fiyatların ve iskonto oranlarının onaylanmadığını” beyan ettikleri; bazı bayilerin ise “NESTLE’nin ilgili sistem aracılığı ile distribütörlerin satış hareketlerini izleyebildiğini, başka bölgelere satış yapan veya NESTLE’nin ilettiği fiyatların dışına çıkan distribütörlerin sistemden tespit edildiğini ve bu distribütörlere yaptırım uygulanabildiğini” ifade ettikleri kararda yer almaktadır. Dosya kapsamındaki tüm veriler birlikte değerlendirildiğinde, el terminali sistemi aracılığıyla yeniden satış fiyatı ve bölge/müşteri davranışlarının kontrol edildiği sonucuna varılmış ve NESTLE’nin 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiği gerekçesiyle teşebbüs hakkında idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.
Kurul, bu örnekler üzerinden yaptığı değerlendirmede, el terminallerine entegre edilen elektronik yönetim sistemlerinin tek başına sorun teşkil etmediğini; ancak sistemin kontrolünün tamamen tedarikçide olduğu ve yeniden satıcının ticari karar alma serbestisini sınırlayacak şekilde kurgulandığı durumlarda rekabet hukuku bakımından ciddi riskler doğduğunu vurgulamıştır. Raporda açıkça, “el terminalleri aracılığıyla fiyatların anlık olarak izlenebilmesinin, tedarikçiye distribütörlerin fiyatlama politikaları üzerinde fiili bir gözetim ve dolaylı yönlendirme olanağı sağladığı ve distribütörlerin bağımsız fiyatlandırma özgürlüğünü ortadan kaldırabildiği” ifade edilmiştir.
Bu tespitlerden hareketle Kurul, el terminalleri vasıtasıyla gündeme gelebilecek başlıca rekabetçi endişeleri; yeniden satış fiyatının belirlenmesi, müşteri ve bölge kısıtlamaları ile indirim sistemleri başlıkları altında toplamıştır. Özellikle el terminali sistemleri üzerinden yeniden satıcıların belirlenen fiyatlara uyumunun düzenli biçimde izlenmesi ve uyumsuzluk hâlinde siparişlerin durdurulması veya ürün tedarikinin sınırlandırılması gibi uygulamaların, ‘yeniden satış fiyatının belirlenmesi ihlali’ kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir.
Bu kapsamda Kurul, el terminallerinin rekabet hukukunun klasik sorun alanlarına dijital bir boyut kazandırdığını; rekabet ihlallerinin artık yalnızca açık anlaşmalar yoluyla değil, veri akışı ve dijital gözetim mekanizmaları aracılığıyla da ortaya çıkabildiğini değerlendirmiştir. Bu nedenle ilgili raporda, el terminallerinin kullanıldığı önaraştırma ve soruşturmalarda yalnızca sözleşme hükümlerinin değil, sistem altyapısının, yetki matrisinin ve fiili uygulamanın birlikte değerlendirilmesinin gerekli olduğu vurgulanmıştır.
Son olarak, raporda el terminallerinin rekabet hukuku bakımından doğurabileceği risklerin azaltılmasına yönelik olarak çözüm önerileri de sunulmuştur. Bu kapsamda, el terminalleri aracılığıyla toplanan verilerin mümkün olduğunca bireysel satış noktası düzeyinde değil, toplulaştırılmış ve anonimleştirilmiş şekilde işlenmesinin; fiyat, miktar, stok, müşteri ve bölge gibi rekabete hassas verilere erişimin yalnızca yetkili ve sınırlı sayıdaki personelle sınırlandırılmasının ve kullanıcı bazlı rol tanımlamalarının yapılmasının önem taşıdığı belirtilmiştir. Ayrıca dijital sistemlerin, rekabet hukuku uyum mekanizmalarıyla entegre edilmesi, el terminallerinin yazılım mimarisinin hukuka aykırı kullanım risklerini azaltacak biçimde tasarlanması ve saha satış personeli ile yöneticilere düzenli rekabet hukuku eğitimi verilmesi önerilmiştir.
Kurul, bu çerçevede Dikey Kılavuz ve Hâkim Durum Kılavuzu’nda el terminalleri üzerinden gerçekleştirilen fiyat müdahaleleri ile bölge ve müşteri kısıtlamalarına ilişkin açık düzenlemelere yer verilmesinin, uygulamadaki belirsizlikleri gidereceğini ve uyum sürecine katkı sağlayacağını değerlendirmiştir.
El Terminalleri ve Benzer Cihazlar Hakkında Yapılan Uygulamalara Yönelik Sektör İncelemesi Raporuna aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.rekabet.gov.tr/Dosya/el_terminalleri_sektor_raporu.pdf